Pandemi Sürecinde Sinema Deneyimi: 2040

Mart ayından beri içinde bulunduğumuz durum hepimizi şaşkına çevirdi. Aylarca evlerimize kapandık, kendimizi karantinaya aldık.  Covid-19 sürecinde virüsün yayılmasını önlemek amacıyla birçok iş yeri, kafe ve restaurant kapatıldı. Normalleşme süreciyle beraber yavaş yavaş açılmaya başladılar ancak bu durumdan en çok etkilenen yerlerin başında sinemalar ve tiyatrolar yer aldı. İnsanların topluca bulunduğu çok sayıda yer hızla normalleşirken sinema ve tiyatrolar bu hıza yetişemedi. Bunun başlıca sebebi tiyatro ve sinema konusundaki yasakların yakın bir vakte kadar devam ediyor olmasıydı.

Uzunca bir süredir merak ettiğim filmin yaşadığım şehre gelmesiyle ben sinema gibi toplu bir alana gitme riskini göze aldım. Burada Başka Sinema ‘dan bahsetmemem ayıp olur. Başka Sinema  “Bize Her Gün Festival” mottosuyla yola çıkan, bağımsız filmleri seyircilerle buluşturmayı amaçlayan bir oluşum. Tanıtım metinlerinde gün boyu ardı ardına ve antraksız olarak sunduğu filmlerle izleyiciye seçme özgürlüğü sunduklarını söylüyorlar. Benim gibi görece küçük Anadolu şehirlerinde yaşayanların bağımsız filmlere ulaşabilmesi açısından benzersiz bir fırsat.

Sinema salonunun bulunduğu kongre merkezine gittiğimde standart ve olması gereken önlemlerin alındığını gördüm. Ancak beni asıl şaşırtan bütün salonda benim dışımda sadece bir kişinin olmasıydı. Plajların, kafelerin pandemi öncesindeki haline döndüğü bir zamanda koskoca salonda 2 kişi olmak ilginç bir deneyimdi. Sanırım sinema seyircisi sinemaya gitmeye çekiniyor ya da tiyatro ve sinema hakkındaki yasaklar oldukça etkili olmuş.

İzlediğim filme gelirsek, 2040 Avustralya menşeili bir belgesel-film. Tanıtım metni şu şekilde:

Gezegenimizin geleceğine dair hepimize ilham verecek bir belgesel.

Ödüllü yönetmen Damon Gameau, gezegenimizi geliştirmek için elimizde olan mevcut çözümleri hızlıca ve etkin bir şekilde uygulamaya başlarsak, 2040 yılında geleceğin nasıl olabileceğini keşfetmek için bir yolculuğa çıkıyor. 4 yaşındaki kızına görsel bir mektup olarak tasarladığı belgeselde Damon, geleneksel belgesel ögelerini dramatik görüntüler ve görsel efektlerle harmanlayarak, kızı ve gezegenimiz için bir vizyon yaratıyor.

Yönetmen Damon Gameau filmi yönetmekle kalmıyor ayrıca başrol olarak kendisini de canlandırıyor. Film, çok sayıda akademisyen, ekoloji uzmanı ve girişimci ile röportajlar içeriyor. Alanında uzman ve çevre konusunda hassas kişilerin görüşlerine yer verilmesi filmi etkileyici yapan etmenlerden biri.

Belgeselin belki de en çekici yanı fazla teknik detaylara girmeden, yediden yetmişe her yaş grubuna hitap ederek iklim değişikliğini anlatması ve bize daha iyi bir gelecek umudu aşılaması. Eğlenceli anlatımı ve başarılı efektleriyle iklim değişikliği konusunda neler yapabileceğimizi ve yaptıklarımızın ne gibi sonuçları olacağını anlatıyor. Film daima olumlu havasını koruyor ve büyük şirketlerin/ devletlerin iklim konusunda ne gibi değişikliklere sebebiyet verebileceğini bizlere çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

2040, 5 bölümden oluşan bir film. Her bölümde bir konu işleniyor. Tarım, hayvancılık, okyanuslar ve güneş enerjisi hakkında yapılan yanlışlar ve yapılması gerekenler anlatılıyor ilk dört bölümde. Filmin son ve beşinci kısmında küresel bir çevre sorunu olan iklim değişikliğinin önüne geçilmesini sağlayacak en önemli şeylerden biri olarak kız çocuklarının eğitimi gösteriliyor. Kadınların ve kızların eğitiminin, onların yaşam kararları üzerinde daha fazla kontrole sahip olmalarını sağlayarak, nüfus artışını azaltmak için zorlayıcı olmayan, insan haklarına dayalı bir yol sağlayacağı anlatılıyor. 

Filmin yapımı esnasında kullanılanların ve uçakların karbon ayak izinin düşünülmesi ve bunların telafi edilmeye çalışılması çok tatlı bir hareket.

Filmin  https://whatsyour2040.com/ isimli bir sitesi de mevcut. Sorulan sorulara verilen cevaplara göre, iklim değişikliği hakkında neler yapabileceğinizi anlatan size özel bir mail gönderiyorlar. Sizde iklim değişikliği konusunda bilinçlenmek isterseniz 2040’ı izledikten sonra bu siteye göz atabilirsiniz.