İçinde bulunduğumuz küresel salgının en çok etkilediği alanlardan biri eğitim sektörü oldu. 8 aydan daha fazla bir süredir birçok öğrenci hiç okula gitmedi. İlkokuldan üniversiteye kadar geniş bir öğrenci kitlesini ilgilendiren bu durum konusunda farklı çözümler bulunmaya çalışıldı. Online eğitim konusunda oldukça tecrübesiz bir ülke olduğumuz açığa çıktı. Hibrit sistem, uzaktan eğitim, online sınavlar, EBA, Mergen, Google Meet, Zoom, Adobe Connect derken ülkecek büyük bir sınav verdik. Hayatının sonuna kadar kamera açık mı mikrofon açık mı kalmış paranoyası yaşayacak gençler yetiştirdik. Mart ayında o 3 haftalık tatil ilan edildiğinde buna sevinen ve koşa koşa memleketine dönen saf bir üniversite son sınıf öğrencisiydim. Şimdi ise uzaktan uzaktan yüksek lisans yapmaya çalışan bir öğrenciyim. Dolayısıyla konu hakkında söyleyeceğim çok şey mevcut.
Plansızlık
Pandemi sürecinde eğitim konusunda alınan kararların en temel sorunu bu. 3 haftalık ara ilan edildikten sonra asla uzaktan eğitim olmayacağı söylenirken şu an evde uzaktan eğitimle geçirdiğim 8. aydayım. Elbette salgının boyutları öngörülemezdi ancak başta ÖSYM sınavları olmak üzere öğrencilerin hayatlarını etkileyen kararlar alınırken daha tutarlı olunması herkes için iyi olurdu. Üniversite sınavını ertele, yok vazgeçtik öne çekiyoruz, konuları azalttık, acaba azaltmasa mıydık?..
Son dakikaya kadar yüz yüze eğitim yapılacağını söyleyen okulum derslerin başlamasına ramak kala uzaktan eğitim kararı alındığını söyledi. Güz dönemi ise hala belirsiz. Aynı durum tez savunmaları, bilim sınavları ve mülakatlar için de geçerliydi. Hepsi teker teker son dakika iptal edildiler. Çoğu üniversite ertelenen YDS ve ALES gibi sınavları umursamadan başvurularını sonlandırdılar.
Anlayışsızlık
Hocalarımızın online eğitim konusundaki tecrübesizliği ve teknoloji karşısında yaşadıkları acizlikten dolayı çok komik durumlara maruz kaldık. Bol bol ödev yaptık. Çöken ders siteleri, öğrenci bilgi sistemleri bu konuda altyapı eksikliğimiz olduğunu da ortaya çıkardı. Ders seçiminde bile çöken sistemlerden aksini beklemek fazla iyimserlik olurdu. Sınav ve devamsızlık odaklı eğitim sistemimiz bu özelliklerini uzaktan eğitimde de gösterdi ve en verimli nasıl ders işlenebileceği düşünülürken bir anda nasıl sınav yapılacağı konuşulmaya başlandı. Öğrencilerin internete, bilgisayara erişim imkanları umursanmadan yoklamalar alınmaya başladı ve adeta bir lütufmuş gibi imkanı olmayan öğrencilere okullarını dondurabilecekleri söylendi. Hayatımızın bu noktasına başımıza böyle bir salgının gelebileceğini düşünmezken “okulunuza seneye devam edersiniz ya ne olacak ki?” denmesi elbette öğrencileri kızdırdı.
Bir başka anlayışsızlık ise elbette hocalarımızdan geldi. 2020 yılında bütün öğrencilerin aynı ödevi vereceği endişesiyle elimle yazarak 50 sayfa vize ödevi yaptığımı biliyorum. Eğitimde oluşan boşluklar ödevlerle doldurulmaya çalışıldı. EBA TV üzerinden ders dinleyen öğrencilerde ise hiçbir kontrol olmaması sebebiyle gittikçe büyüyen bir boşluk var. Okumayı unutan 3. sınıf öğrencisi efsanesi gittikçe yayılmaya başladı bile ve kim bilir belki cidden doğrudur. Ebeveynlere çok iş düşüyor ancak uzaktan eğitim konusunda velilerin bilgilendirmesi de eksik yapıldı. Şu anda televizyon karşısında günde 5 saat oturup sözde ders dinleyen öğrenciler takdirle karşılanıyor.
Özellikle ailesinin yaşadığı şehirlerden başka yerlerde üniversite okuyan öğrencilerin karşılaştığı bir anlayışsızlık timsali daha vardı: ev sahibi ve yurt müdürü terörü. Birçok öğrenci ve aile bu süreçte maddi açıdan çok zorlanmasına rağmen kullanmadıkları yurtlara, evlere para ödemeye devam etti.
Uzaktan eğitim politikaları konusunda karar verenlere de kızamıyorum. Öğrenciler birlik olmaktan çok uzak. Twitter her gün farklı bir üniversitenin öğrencilerinin er meydanı oluyor. Kimisi okula dönmek isterken kimisi diğerlerini bencillikle ve umursamazlıkla suçluyor. Uzaktan yapılan sınavlar konusunda sürekli şikayet eden, mahremiyetlerine aykırı olduğunu iddia eden bir grup var öbür tarafta okula sınava gitmenin cinayet olacağını söyleyen bir başka grup var. Bir de benim gibi sürekli ödev verilmesinden yakınanlar tabii ki.
Pandemi kontrol altına alınana kadar bu tartışmalar bitmeyecek gibi. Uzaktan eğitim hiç eğitim mi? Bu konu tartışılır ancak şunu biliyorum ki ben ve benim gibi binlerce örneği okulların açılması durumunda baya afallayacak. Kurslarında uzaktan eğitime geçmesiyle adeta yaşam tarzım haline gelen online eğitimi bırakarak her gün kalkıp hazırlanıp okula gitmek konusunda büyük sıkıntı yaşayacağımı düşünüyorum.
Verimlilik
Özellikle karantina dönemiyle birlikte bir furya daha başladı: en verimli benim, karantinadan 3 dil öğrenmiş olarak çıkacağım, hatta bu konu hakkında kitap yazmalıyım, boyama mı yapsam acaba, yok yok en iyisi ben ekmek yapayım, belki de ahşap oymacılığı tam bana göre bir hobidir, puzzle yapmayı unutmamak gerek, bu hafta 5 kitap bitirmeliyim, bu hafta küresel ısınma ve nesli tükenen hayvanlarla ilgili belgeseller seyrederek çok şey öğrendim, yurtdışındaki bilmem ne üniversitesi derslerini ücretsiz olarak erişime açmış hemen birine kaydolayım, her gün online spor yapmaya çalışıyorum, sanal müze gezmek bu süreçte yaptığım en keyifli şeydi, bir meditasyon uygulaması var çok rahatlamamı sağladı hepinize öneririm, bilmem ne kütüphanesi bütün yayınlarını erişime açmış hemen hepsini indireyim de sonra asla okumayayım…
Evet, bu cümleler hepinize tanıdık geldi di mi? Hatta belki içinden birkaçını siz de söylemiş olabilirsiniz. Uzun uzun listelenen kitap/kütüphane/müze linkleri, erişime açılan filmler/diziler/tiyatro oyunları, birbirinden faydalı mobil uygulamalar/siteler/gruplar, inanılmaz ilginç eğitimler/workshoplar/seminerler… Bu verimlilik savaşıyla ve keçeli kalemle mandala kitabı boyadığı için sanatçı ruhuna sahip olduğunu sananlarla baş edecek gücüm kalmadı. Verimli olmak zorunda değiliz. Daha da önemlisi verimli olduğumuzu bütün dünyaya ispatlamak zorunda değiliz. Pandemi bitince (umarım biter) olduğumuzun beş katı müthiş bir insana dönüşmemize gerek yok. Evde kalalım, elimizi yıkayalım, sosyal mesafeye dikkat edelim ve ruh sağlımızı koruyalım yeter.










Cevap Yaz