Herkesin aşk hakkında söyleyecek sözü vardır. Kimilerine göre aşk sadece hormonlar üzerinden oluşan bir yanılgı iken kimlerine göre de hayatın anlamı. Ancak herkesin ortak bir karara varacağı bir konu var: aşkın tanımı belirsiz. Neyi aşk olarak kabul ederiz neyi edemeyiz bunların hepsi kişiden kişiye göre değişen sorular. Kadınlar ve aşk üzerine söylediği tartışmalı görüşleriyle tanınan Arthur Schopenhauer, Aşkın Metafiziği isimli kitabında aşkı “cinsiyet dürtüsü, mutlak bir içgüdü” olarak tanımlamaktadır. Cinsel Aşkın Metafiziği kısmında aşkın bir insanın cinsiyet dürtüsünü tatmin etmek için sahip olduğu tutku olduğunu söyler.
Aşkın ne olduğu üzerinde düşünen Amerikalı psikiyatrist Robert J. Sternbeng 1985 yılında Üçgen Aşk Teorisini ortaya atar. Aşkı ve kimileri tarafından aşk olarak adlandırılan ilişkileri bu teoriyle açıklamaya çalışır. Üçgen Aşk Teorisi’ne göre aşk ve ilişkiler üç ögeden oluşur: yakınlık, tutku ve bağlılık. Sternberg, bu üç ögeyi açıkladıktan sonra bu ögelerin farklı kombinasyonlarından ortaya çıkan ilişki türlerini listeler.
Yakınlık ilkesi sırları paylaşmayı, dert ortağı olmayı, duyguları rahatça ve açıkça ifade edebilmeyi, birbirini tanımayı kısaca bir yastığa baş koymayı temsil eder. Tutku ise cinsel çekim, ten uyumu, kimya gibi çeşitli kavramlarla adlandırılan romantik ve cinsel hisleri içerir. Son öge bağlılık, sadakat, sorumluluk alma, ilişkinin istikrarı ve devamlılığı, güven hissi, beklentiler ve planlar başta olmak üzere duygusal ilişkilerin daha mantıklı olan taraflarını kapsar.
Sternberg’e göre bir ilişkinin mükemmel olabilmesi için bu üç ögenin ilişkide dengeli bir şekilde bulunması gerekir. Ancak elbette insan doğası, fıtrat, karakter özellikleri, modern dünya düzeni gibi yüzlerce neden yüzünden iki insanın her yönüyle mükemmel bir ilişki yaşaması mümkün değildir. Bu yüzden ögelerin birleşiminden sekiz farklı ilişki çeşidi oluştuğunu belirtmiştir.

Aşksızlık: Yakınlık, tutku ve bağlılık ögelerinden üçünün de bulunmadığı ilişkidir. Ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız gibi aşk üzerine kurulu olmayan ilişkileri içerir.
Hoşlanma: Arkadaşlığın bir tık ötesine geçen ilişki seviyesidir. Çiftler arasında yakınlık vardır ancak bağlılık ve tutku mevcut değildir.
Delice Aşk: Başka bir deyişle kara sevda, sadece fiziksel çekimin ve hormonların etkisi altında kalınan ilişki şeklidir. Yakınlık ve bağlılık yoktur ama oldukça yoğun bir tutku yoktur. İlk bakışta aşk kavramı ile karıştırılabilecek bu ilişki tipi ilişkilerin başlama sürecinde oldukça sık görülür. Bağlılık ve tutku ögeleri ise ilişkinin devam edip etmeyeceğini belirler.
Boş Aşk: Sadece bağlılığın olduğu ilişki türüdür. Tutku ve yakınlık zamanla tükenmiştir. Çok uzun sürmüş yıpratıcı evliliklerde ve mantık temelli ilişkilerde sıkça görülür. İlişki bir süre sonra sadece alışkanlık haline gelmiştir.
Romantik Aşk: Bu ilişki türünde ise tutku ve yakınlık vardır, bağlılık yoktur. Geçici bir süre duyguların ve hormonların tavan yapması durumunda sıkça görülen ilişkidir. Sonunun ayrılık olduğunu bildiğiniz yaz aşkınız ve lisedeki sevgilinizle kurduğunuz bağ bu gruptadır.
Dostça Aşk: Tutkunun bulunmadığı ancak bağlılık ve yakınlık ögelerinin etkili bir şekilde ilişkinin sürmesini sağladığı tiptir. Bağlılık olduğu için arkadaşlıklardan farklıdır. Uzun ilişkilerde ve evliliklerden eski heyecanın kalmaması, tutkunun bitmesi ile ortaya çıkar.
Aptalca Aşk: İlişki bittiğinde kalbinizin kırılma ihtimalinin en yüksek olduğu ilişki türüdür. Tutku ve yakınlık vardır lakin bağlılık yoktur. Bağlılık dolayısıyla mantık olmadığı için sonunda bolca gözyaşı barındırır.
Mükemmel Aşk: Yakınlık, bağlılık ve tutkunun eşit derecede bulunduğu ilişki türüdür. Herkesin arzu ettiği, hayalini kurduğu aşk olarak tanımlanabilir. Romantik komedi filmlerinde sıkça ancak gerçek dünyada nadiren karşımıza çıkan aşktır. Sternberg’e göre mükemmel aşka ulaşmış çiftler, ilişkilerinin üzeriden ne kadar zaman geçerse geçsin kendilerini başka biriyle daha mutlu hissedebilecekleri ihtimalini göz önünde bulundurmazlar. Birbirlerine karşı hissettikleri tutku, bağlılık ve yakınlık hep dengeli şekilde ilerler ve süreklidir. İlişkide bu boyuta ulaşabilmek çoğu kişi için mümkündür ancak önemli olan, gelinen bu boyutta uzun süreli ve kalıcı bir beraberlik sağlamaktır. [1]
Aşkı çeşitli parametreler üzerinden bu kadar basit ve pragmatist bir bakış açısıyla değerlendirmek oldukça ilginç. İlişki içerisindeki iken bulunduğumuz ilişkinin hangisi olduğunu tespit etmek zor olabilir. Herkes mükemmel aşka ulaşmayı ister ancak sizin ilişkiniz bunlardan hangisi?
[1] https://gulsahmeralozgur.dr.tr/psikiyatrist-robert-sternbergin-sevgiyi-bilesenlerine-ayirdigi-ogreti-askin-ucgen-teorisi/








Cevap Yaz