Kürk Mantolu Madonna | Sabahattin Ali

Anlatıcının yeni başladığı şirkette aynı odayı paylaştığı çeviri yapan bir memur Raif Efendi’nin hikayesidir Kürk Mantolu Madonna. Sanılanın aksine popüler kültürün bir ürünü olan Amerikalı şarkıcı Madonna filan değil yani. En baştan bunu belirtelim. Sabahattin Ali’nin Andrea del Sarto imzalı “Madonna della Arpie” adlı tablodan esinlendiği söyleniyor.

Aslında romanı iki ana kısımda inceleyebiliriz. Birincisi anlatıcının işe başladıktan sonra Raif Efendi’yi anlamaya çalışması ve kurduğu yakınlık. İkincisi ise Raif Efendi’nin geçlik yıllarında tuttuğu, Almanya ve sonrasında Türkiye’de geçen günlerini anlatan defterin anlatıcı tarafından okunması.

Babasının isteği üzerine meslek öğrenmek için Almanya’ya giden Raif Efendi, bir gün resim galerisinde Maria Puder adında bir bayanla tanışır ve ona aşık olur. Yılbaşında ilk ve son kez beraber olduktan sonra Raif Efendi babasının vefatı nedeniyle Türkiye’ye döner. O sırada Maria’nın da bir rahatsızlığı vardır. Yılbaşındaki bu görüşme onlar için fark edilemeyen bir sondur aslında. Sayılı mektuplardan sonra Maria artık Raif Efendi’ye yazmaz olur ve seneler bu şekilde gelir geçer.

Mucizevi bir rastlantı sebebiyle yıllar sonra Raif Efendi Ankara’da Maria Puder’in bir akrabasıyla karşılaşır. Akrabanın yanında bir de çocuk vardır. Raif Efendi merakla Maria’yı sorduktan sonra onun öldüğünü ve bu sebepten mektuplara cevap veremediğini anlar. Akrabanın anlattıklarından sonra yanındaki çocuğun Maria ile kendisinin olduğunu anlar ve yıkılır.

Genel hatlarıyla bakıldığı zaman klasik bir aşk hikayesi gibi görünebilir. Hani şu eski Türk filmlerinde bolca karşımıza çıkan türlerden.. Fakat derine inildikçe kitapta yer alan şey bir aşk hikayesinin oldukça ötesinde. Bir kere öyle hızlıca okunacak bir kitap değil. Satır satır kelime kelime okumalı, içimize işlemesini izin vermeliyiz o harfler ardına ustaca örülen edebiyatı.

O dönemin şartları, hem Almanya’da hem Türkiye’deki gerek aile, gerekse maddi koşulların basit ama oldukça etkili izahı da geniş yer tutuyor bu kitapta. Her ne kadar kurgu olsa da kim bilir kaç kişinin başından geçen bir hikaye o dönemde yaşayanlar için. İletişim kurmanın zorluğu, yolların uzunluğu ve hastalıkların çaresiz oluşu; kaç ruhun bedenden kaçmasına sebep olmuştur?

Kelimeler dokunsun kalbinize.