Netflix Türkiye’nin en yeni dizilerinden biri olan Bir Başkadır’ın yönetmen ve senarist koltuğunda Berkun Oya mevcut. Başrollerinde Öykü Karayel, Fatih Artman ve Funda Eryiğit olan dizi genel yapısı itibariyle ilk bakışta diğer Netflix dizilerinden farklı gözüküyor. Bu farklılığın kaynağı dizide başörtülü, Kürt, engelli gibi toplumun pek temsil edilmeyen kesimlerine yer verilmiş olması. Dizide bu karakterlerin ne kadar başaralı yansıtıldığı tartışılması gereken bir konu.

Dram dizisi olan Bir Zamanlar, toplumun değişik kesimlerinden insanlarının hikayelerinin birbirleriyle kesişimini ve bu insanların birbirleri hakkındaki fikirlerini dürüstçe anlatıyor. Bu yazının yazıldığı 14 Kasım tarihinde dizinin yayımlanmasının üzerinden daha bir hafta dahi geçmedi ancak Meryem karakterini canlandıran Öykü Karayel yer yer aşırıya kaçan şivesine rağmen başörtülü bir kadın rolünü kabul ettiği için çok başarılı ve cesur olarak nitelendirildi bile. Dizideki her karakterin bir şekilde karşılaştığı, bağlantısı olan, ortak noktası konumunda bulunan Meryem; evlere temizliğe giderek geçimini sağlayan, zaman zaman bayılması yüzünden psikiyatra giden ve muhtemelen kazandığı bütün parayı bu doktora veren bir kadın. Peri isimli psikiyatrımız kendisi de başka bir doktora terapiye gidiyor ve bu terapide Meryem üzerinden tesettürlü kadınların ona hissettirdiklerini anlatıyor. Peri, bu seansların birinde Meryem’den önce bir tane daha tesettürlü hastası olduğunu söylüyor. O halde ya devlet hastanesinde çalışmıyor ya da Meryem gerçekten kazandığı bütün parayı doktora veriyor. Ancak Peri’nin yansıttığı imaj ve bahsettiği hayat tarzıyla bir devlet hastanesinde çalışması beklenmedik. Bu konu dizide açıklanmıyor ve görmezden geliniyor. Dizinin en güzel sahneleri peri ve Meryem’in seansları.
Şimdiden sözlüklerde taşıdığı sosyolojik niteliklerden dolayı dizi bolca övülmeye başlandı bile. Sosyolojik nitelikten kastım farklı sosyoekonomik, kültürel ve dini gruplara birlikte yer verilmesi. Ancak başkalıklar üzerinden ilerleyen dizi sığ ve artık eskimiş tespitler yapmaktan öteye gidemiyor. Esra Erol’u çok seven, kötü Türk dizilerini izleyen, yöresel ağızla konuşan ve temizlikçilik yapan başörtülü kadın Meryem bunun en bariz örneği. Robert Koleji mezunu, Amerika’da okumuş, yoga yapan, yurtdışı tatilleriyle büyümüş, zengin Peri ve dolayısıyla Meryem dizinin esas çatışma noktası. Gülbin’in ablasının pahalı arabalara binen, kocasının ağzını açmasına bize izin vermeyen, çirkef ve başörtülü bir kadın olarak tasvir edilmesi ne kadar da olağan. Sanki her gün sosyal medyada her gün gördüğümüz vergilerimiz temalı yazılarda kastedilen başörtülü kadın prototipine biraz fazla benziyor. Ya da Meryem’in Türk dizilerinin olmazsa olmazı tesettürlü, iyi niyetli temizlikçi kadın olması…

Klişeleşmiş karakterler sadece eğitimsiz, düşük kesim için geçerli değil. Dünya umurunda olmayan, para kazanmak için dizilerde oynayan, günübirlik ilişkiler yaşayan oyuncu ve hayatındaki bütün eksiklikleri cinsellikle doldurmaya çalışan, varoluşsal sancılar çeken erkek tipi de klişeler arasında. Belki de dizinin en klişe tipi, hocanın ailesinin yaşam tarzını reddeden kızı. Gece kulüplerine gitmesi, eşcinsel ilişki içinde olduğunun bize sezdirilmesi, evde müzik dinlerken ettiği danslar ve dizinin sonunda başörtüsünü çıkarması. Sanki fazla Emine Şenlikoğlu, Şule Yüksel Şenler okunmuş ve biz bunun tersini yazalım denmiş gibi. Adeta bir Huzur Sokağı, bir İmamın Manken Kızı öyküsü…
Dizideki başörtülü kadınların okumamış olması, okuyanın da sonunda başörtüsünü çıkarması dizinin nasıl bir düşünce yapısıyla yazıldığını gösteriyor. Senaristin böyle bir niyeti olmasa bile toplumumuzda hala bu düşünce yapısına sahip insanlar olduğunu bilmek çok acı. Başörtülü olmayan kadın karakterlerim eğitimi, lüksü ve özgürlüğü temsil etmesi de sanki bu kadınların birbirlerinden ne kadar farklı olduğunu vurgulamak ve bir karşıtlık olması için bilinçli olarak seçilmiş gibi.
Her bölümü bir Ferdi Özbeğen şarkısıyla sona eren dizide bu seçimin yapılmış olması da dizideki gecekondu, alt tabaka mahallesi havasını güçlendiriyor. Başka hayatlar da var temasına sahip yapımda en çok dikkatimi çeken yer, Peri’nin toplumun muhafazakâr kesimini kastederek “Onlar daha güçlü.” demesi oldu. Toplumuzdaki ötekileştirmeyi çok başarılı bir şekilde göstermeye yetiyor bu söz.
Meryem’in abisi ve yengesi Ruhiye dizinin en etkileyici karakterleri ve müthiş bir uyum yakalamışlar. Ruhiye’nin hikayesi dizinin en ilgi çekici konularından.

Birbirinden popüler isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla ve sıradan Netflix dizilerinden farklı olması sebebiyle diziden uzun süre bahsedecek gibiyiz. Dizinin yayımlandığı ilk günde başrolümüz Öykü Karayel’in Twitter’da en çok konuşulan isim olmasından da görebiliriz.
Her biri yaklaşık 50 dakikalık bölümlerden oluşan dizinin ilk sezonu 8 bölümden oluşuyor. Başarılı atmosfer, intronun yazı stili, Ferdi Özbeğen şarkıları ve etkileyici diyalogları dizinin tamamlayıcı ögeleri. Söylemeden geçemeyeceğim sonunda bir yapımda nispeten de olsa gerçekçi bir şekilde yapılmış başörtülere yer verilmesini takdir ettim
İlk bölümleri izleyince vay be dedirten ve çok şey vaat eden Bir Başkadır, bölümler ilerledikçe belirginleşen klişeler sayesinde büyük bir hayal kırıklığı olmaktan öteye gidemiyor. Bir Başkadır, mutlu sonlara inananlar ve karakterlerin ötesini, temsil ettiklerini düşünmeyi tercih etmeyenler için iyi bir seçim olacaktır.








Cevap Yaz