Aşk | Elif Şafak

Aşk, özellikle okumak istediğim fakat sürekli olarak bir sebepten dolayı ertelediğim bir kitaptı. Elif Şafak ve bence onun şaheseri Aşk ile tanışma şerefine nihayet eriştiğim için oldukça mutluyum. Kitapta bir ailedeki heyecanın yok olmasından ve sıradanlıktan doğan başka aşkın içine Mevlana ve Şems ilmek ilmek o kadar muazzam işlenmiş ki, insan hayranlığını gizleyemiyor.

Aşk sadece bizim değil tüm dünya genelinde yer alan kültürlerin her fırsatta ön plana çıkardığı; gerek şarkılarda gerek film yada dizilerde olmazsa olmaz olarak addettikleri bir duygusal durum. Bunun sebebi ise sanırım insanların aşka olan özlemi ve bu duygu yoğunluğuna karşı hissedilen zayıflık. Tabii tam bu noktada insanların sürekli olarak özlem duyduğu aşk kavramının ne olduğunu da bir nebze irdelemek gerekir(En azından Elif Şafak’ın gözünden).

Evrenin bir gizemi olarak tanımlıyor aşkı Elif Şafak bir röportajında ve aşkın baktığımız her şeyde olduğunu da-Elbette bakıpta görebilene- ekliyor. Ayrıca Aşk kitabında Şems’in düşüncelerinden etkilenerek oluşturduğu “Aşkın 40 kuralı”da yer alıyor. Bu kırk kural Aşk adına bir tanımlama yapma gereği duyulduğu an koşarak yardıma geliyor. Tabii bu kırk kuralın tasavvufi bir havada olduğunu ve ilahi aşkın baz alınarak oluşturulduğunu belirtelim. Lakin tam bu noktada sormak gerek; İlahi bir aşka ulaşabilmenin yolu beşeri bir aşktan mı geçiyor? Tıpkı Mevlana’nın Şems ile, Ella Rubinntain’in Zahara ile yaşadığı gibi.

“Aşk aslında bir seferdir. Yolculuğa çıkan herkes nasıl bir şekilde değişiyorsa aşkı yaşayanda bir şekilde değişmektedir.”

Kitabın konusuna dönecek olursak; Mevlana ve Şems’in tanışması ve Şems’in ölümüne kadar olan süreçte yaşadıkları asıl odak noktası. Farklı bir tat katmak adına bu hikaye Amerikalı bir kadının rastlantı eseri karşısına çıkan bir kitabın içinde anlatılıyor. Oldukça sürükleyici ve bunun yanında okuyucuyu anlatıma bağlayan ve kitabın bir çırpıda okunmasını sağlayan muazzam bir üsluba sahip.

“Yaratanı tanımladığımız kelimeler aslında kendimizi nasıl tanımladığımızı gösterir. Korkulacak bir varlık geliyorsa aklımıza kendimiz de korku içindeyiz demektir. Aşk ve sevgi geliyorsa akla o zaman sende aşk ve sevgi dolusundur.”

Elif Şafak için popülerliği bilinçli artırılan(kim tarafından?) bir yazar olduğundan ve hatta ileri giderek bir PR çalışması olduğundan bahsedenler bile var. Bu bakış açısına sahip olan kesim, Elif Şafak’ın yazdığı her satırı yerin dibine sokmayı kendilerine görev edinmişler. Yapılan işe değilde neden arka planda bizi aslında pekte ilgilendirmeyen bu tarz şeylere bu derece takıntılı olduğumuza anlam veremiyorum. PR çalışması olabilir, belli bir medya kanalı tarafından özellikle reklamı yapılıyor da olabilir. Bu kısımlar ortadaki ürün kaliteli olduktan sonra ne kadar önem arz etmeli, bence minimal düzeyde. Ben okuduğum her satırın içime işlemesiyle, bana bir şeyler katmasıyla ilgileniyorum. Ben yazılan kelimelerin bana hissettirdiklerine odaklanıyorum. Gerisini ise hiç umursamıyorum. Sizler de öyle yapın, kelimeler dokunsun kalbinize.

Kelimeler dokunsun kalbinize.