Türk edebiyatının kıymetli isimlerinden biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir adlı eseriyle edebiyatımızda sarsılmaz bir yere sahiptir. Tam olarak türü belirlenemeyen ve bu konuda tartışmalar süren eser; gezi yazısı ve deneme arasında bir yere sahiptir. Eserde Tanpınar, hayatının bir döneminde yaşadığı (Bursa hariç) beş adet şehri anlatmıştır. Bu şehirler Ankara, Konya, İstanbul, Bursa ve Erzurum’dur. Tanpınar, Bursa’da hiç yaşamamış olsa da sık sık ziyaret etme imkânı bulmuş ve bu şehri oldukça sevmiştir. Neden bu şehirlerin seçildiği üzerine düşünmek gerek. Bu beş şehirden Erzurum hariç hepsi bir dönem Türk devletlerine başkentlik yapmış ve Türk İslam medeniyeti içinde değerli kadim şehirlerdir. Bunların yanı sıra Tanpınar’da medeniyet ve şehir fikirlerinin oturmasında faydası olmuş, yaşadıklarıyla gördükleriyle onu doğrudan etkilemiş ve bu şehirlere karşı derin bir muhabbet duymasını sağlamıştır.
Kadim şehir kavramının anlamlandırılmasında edebiyatın doldurduğu büyük boşluk yadsınamaz. Edebî metinler tarih boyunca toplum hayatını ve insan ruhunu anlatan önemli kaynaklar olmuştur. Türk edebiyatında da edebî metinlerin toplumsal hayatın aydınlatılması konusunda yeri önemlidir. Türk edebiyatında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın fikir hayatı boyunca şehir ve şehir kültürü üzerine yaptığı tespitler ve getirdiği çözüm önerileri günümüz modern şehirlerine de ışık tutacak mahiyettedir.[1]
Tanpınar, edebiyatta olduğu gibi şehirlerde de güzeli aramıştır. Güzel olanı yeni veya eski diye sınıflandırmamış, şehirlerin temsil ettiği medeniyet olgusunu 25 Eylül 1960’da yazdığı Beş Şehir’in önsözünde şu şekilde açıklamıştır:
Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla, onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevî çehresi olan kültürümüzü görmek daha doğru olur.
Bizden evvelki nesiller gibi bizim neslimiz de, bu değerlere şimdi medeniyet değişmesi dediğimiz, bütün yaşama ümitlerimizin bağlı olduğu uzun ve sarsıcı tecrübenin bizi getirdiği sert dönemeçlerden baktı. Yüz elli senedir hep onun uçurumlarına sarktık. Onun dirseklerinden arkada bıraktığımız yolu ve uzakta zahmetimize gülen vaitli manzarayı seyrettik.”[2]
Edebiyat camiasında o vakte kadar benzeri görülmemiş bu eser Halide Edip Adıvar, Mustafa Şekip Tunç, Beşir Ayvazoğlu, Ahmet Caferoğlu, Nahid Sırrı Örik, Mehmed Çavuşoğlu, Alberto Manguel gibi değerli isimlerin ilgisini çekmiş ve eserin kamuoyunda daha geniş çevrelerce tanınmasını sağlamışlardır.
Orhan Okay, “şiir üslûbu ağır basan, deneme-monografi karışımı bir tür” olarak nitelendirdiği Beş Şehir için “kitabî bilgiye değil, yazarın müşahedelerine dayanır” değerlendirmesinde bulunur. Ona göre bu metinlerde “tarih bilgisinden çok tarih kültürü, sanat tarihi kıymetlerinden çok sanatkâr sezgisi, bir sosyal yapının sosyolojik açıdan incelenmesi yerine de insani değerlerin ön planda tutulduğu görülür.” Okay ayrıca, Tanpınar’ın, Beş Şehir’de anlattığı şehirlerin her birinde en az iki yıl veya daha uzun bir süre yaşadığını ifade ettikten sonra “oranın tarihi, mimarisi, günlük yaşayışı ve insanlarıyla bir ilim alanının araştırıcısı gözüyle değil, fakat bir hemşehri sıfatıyla ve bir dost olarak adeta haşır neşir olduğunu” belirtir.[3]
Tanpınar’ın şehir algısını Mehmet Güneş şöyle ifade eder: “Onlara göre (Tanpınar ve Yahya Kemal) şehirler, tıpkı sanat eserleri gibidir. Şiir gibi okunur; resim, heykel, mimari eserleri gibi seyredilir; musiki gibi dinlenir. Yine onlara göre her şehir –özellikle de tarihî dokuyla bütünleşen şehirler- bir açık hava müzesini andırır.”[4]
Bu kısma kadar Tanpınar’ın şehir anlayışı ve seçtiği şehirlerin onun için değerinden bahsettik. Tanpınar, şehirleri medeniyetin temsili ve kültürün taşıyıcısı olarak görmüştür. Şehirleri ekonomi, coğrafya, tarım, sanat, folklor, mimari, gelenek ve iklimi gibi birçok etmenle birlikte bir bütün olarak incelemiş ve bu bütüne duyduğu sevgiyi eserinde belirtmiştir. Konya’da öğretmenlik yaparken dinlediği türküler, Erzurum insanının günlük yaşamı, İstanbul’un derin tarihi ve doğal güzellikleri onun olduğu insan olmasını sağlamıştır.
Şehir Kavramı Bizim İçin Ne İfade Ediyor?
Peki günümüzde -bu eserin ilk kez kitap haline getirilmesinden 64 sene sonra- şehir kavramı bizim için ne ifade ediyor? Şehirler artık kültür, medeniyet, sanat timsali olmaktan çıkıp sadece koloniler halinde yaşadığımız yerlere mi dönüştü? Kimliğimiz üzerinde yaşadığımız, gidip gördüğümüz şehirlerin etkisi kalmadı mı?
Dönüp hayatımıza baktığımızda bizi derinden etkileyen şehirleri bulabilmeyiz. O şehirlerin bizde ne gibi etkilere yol açtığını görebilmeliyiz. En önemlisi işe yaşadığımız şehirleri tanımaktan başlamalıyız. Bir yabancı gibi buradan geçip gidenlerden olmamalı, o şehrin bütün iyi ve kötü yönlerine sahip çıkmalı, onun güzelleşmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Medeniyet değişiminin en bariz örneklerinden olan şehirlerimiz mimarimizin, sanatımızın ve coğrafyamızın temsili konumundadır. Bu yadigarların kıymetini anlamalı ve ona göre davranmaya başlamalıyız.
Kendi hayatımın beş şehri üzerinde uzun süre düşündüm. Sonuç olarak beş tane şehir seçemeyeceğime kanaat getirdim. Bu kitabı yazan kişi ben olsaydım seçtiğim şehirler Konya, Ankara, Isparta ve Bursa olurdu. Bir eksikle “Dört Şehir” yazmış olurdum. Yaşadığım ve beni etkileyen şehirler üzerinde düşünmek beni bu şehirleri araştırmaya, bir turist gibi tadını çıkararak gezmeye itti. Kim bilir belki Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’i yazmasının ardındaki gizli amacı da insanları böyle bir arayışa sürüklemektir.
Kaynaklar
[1] Dinler, Sümeyye, “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserlerinde Şehir Kültürü”, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsi Doktora Tezi, Malatya, 2018.
[2] Tanpınar, Ahmet Hamdi, “Beş Şehir”, Dergâh Yayınları, 40. Baskı, İstanbul, Eylül 2017,s.9.
[3] Okay, Orhan, “Bir Hülya Adamının Romanı Ahmet Hamdi Tanpınar”, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2010.
[4]Güneş, Mehmet, “Şehre Yansıyan Medeniyet Edebiyata Yansıyan Şehir: Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserlerinde Şehir”, Hece Yayınları, Ankara, 2018.
Diğer kitap incelemelerimize aşağıdan ulaşabilirsiniz.
https://www.fikirce.com/category/kultur-sanat/edebiyat/kitap/










Cevap Yaz