Küçük Kara Balık | Samed Behrengi

Bu sözler Samed Behrengi’ye ait. Kendisi fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor ve çocuk sevgisini daha içten hissedebilmek adına öğretmenlik mesleğini seçiyor. Hem görevini yerine getiriyor, hem de çocuk kitapları yazıyor. Yukarıdaki cümleler doğrultusunda hayat görüşüne sahip Behrengi’nin yazdığı bu çocuk kitapları İran yönetimi tarafından zararlı bulunuyor ve 1968 yılında ardında hiçbir ipucu bırakmadan kayboluyor. Daha sonra ise cesedi İran’da, Aras Nehri kenarında bulunuyor. Öldüğünde -ya da öldürüldüğünde — ise yaşı sadece 28.

İnsanın içine dokunan ve derinden yaralayan kısa bir hayat hikayesine sahip Behrengi. Çocuk kitabı olarak yazılan ve o şekilde de satılan, fakat tıpkı Küçük Prens gibi içinde çok ciddi mesajlar içeren Küçük Kara Balık ise Behrengi’nin “Bir Şeftali Bin Şeftali” ile birlikte iki önemli yapıtından biri.

Küçük Kara Balık, bir ırmakta yaşayan küçük kara bir balığın çevresindeki baskılara aldırış etmeden denize, özgürlüğe ulaşma çabasını anlatıyor. Elbette böyle bir konu da insanların özgür bir yaşam sürmesini istemeyen, onları sürekli olarak kontrol altında tutmak isteyen bir yönetimin işine gelmiyor. Kitap İran’da yasaklanıyor. İran ile birlikte 12 Eylül darbe döneminde ülkemizde de yasaklanıyor. Ne kadar ironik bir durum..

Kendi arzularının peşinden koşabilmeli ve başkasının değil, kendi hayatını yaşayabilmeli insan. Hedeflerini ve amaçlarını iyi belirlemeli ve bunları hiçbir engele aldırış etmeden kovalamalı. Azimli olmalı, çevresinde tek mesleği çığırtkanlık olanlara aldırış etmeden kendi bildiği yoldan gidebilmeli ve her şeyden öncesi kendine güvenmeli. Tıpkı küçük kara balık gibi..

Kelimeler dokunsun kalbinize.