Sınav Endüstrisi

Hayatında birden fazla ÖSYM sınavına girmiş her Türk genci sınav ücretleri hakkında düşünmüştür. Hatta sınav erken bittiyse ve çıkış vaktine daha varsa insan kendini sınıftaki toplam ödenen sınav ücretini ve sınav giderlerini kıyaslayıp ÖSYM’nin bu sınavdan elde ettiği kârı hesaplarken bulabiliyor.

2020 yılında bazı sınavların yapılamamasından veya ertelenmesinden dolayı 2019 verilerine bakmak daha faydalı olacaktır. 2019’da TYT’ye 2.515.012, AYT’ye 2.024.549, YDT’ye ise 137.751 aday başvurmuş. Bunlar sadece üniversite sınavına ait veriler. [1] Lisans KPSS’de Genel Kültür- Genel Yetenek oturumuna 644.546, Eğitim Bilimleri’ne 376.706,  alan bilgisi oturumlarına ise toplam 472.232 kişi başvurmuş.[2]

İstediği bölümü sınava ilk girişinde kazananın, bir kez sınava girip atananın şanslı sayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Artık mezuna kalmak yani üniversite sınavına lise bittikten sonra bir yıl daha hazırlanmak çok sıradan ve normal karşılanıyor. Herkesin çevresinde 4. girişinde atanmış diye hakkında efsaneler duyduğu veya sırf kendini denemek için üniversite sınavına girdiğini söyleyen birileri vardır. Sanırım çok genç yaşlardan itibaren sınavlara girmeye başlamak bizler için bir alışkanlık haline geliyor ve o sadık dostumuzu kolay kolay bırakamıyoruz. Sınav toplumu haline gelmiş bir ülkenin gençleri olarak artık iş işten geçtikten sonra, stressiz bir şekilde sınava girmek bize çekici geliyor. Bunlar senede bir kez yapılan ve hayatımızın düzenini sağlamak için zorunlu sayılabilecek sınavlar.

Yüksek lisans, doktora ve akademik kariyer yapmak isteyenleri ise başka sınavlar bekliyor. Hem de senede 3 kez yapılan ve kaç kez girmiş olursanız olun aldığınız en yüksek puanı kullanabileceğiniz sınavlar. ALES, YDS ve YÖK-DİL bunların başında geliyor. Bir öğrenci olarak bakınca istediğim kadar sınava girme özgürlüğümün bulunması ve aldığım en yüksek puanı kullanmaya devam edebileceğimi bilerek sınava girmek müthiş bir rahatlık. Ancak belki de sınavları bir endüstri, kazanç kapısı, ticari faaliyet haline getiren bu durumdur. 

Her sene zam gelen sınav ücretlerinden bahsetmesek olmaz. Yükseköğretim Kurumları Sınavı’ndan (YKS) Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS), Kamu Personeli Seçme Sınavı’ndan (KPSS) Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı’na (ALES) kadar birçok sınav yapan ÖSYM bunların ücretlerini her sene de artırıyor.

Yakın bir zamanda sınav ücretlerinin fazlalılığından şikâyet eden öğrencilere ÖSYM zam yaparak cevap vermişti.  Hatta 2019’un son aylarında yüksek sınav ücretlerinden dolayı vatandaşlar ve öğrenciler, Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurarak ücretlerin düşürülmesini istemişti. Başvurular üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu ÖSYM’den sınav başvuru ücretlerini düşürmesini istemişti. ÖSYM Başkanı Halis Aygün’de bu taleplere şöyle cevap vermişti:

Başkanlığımızca her yıl yaklaşık 50 sınav yapılıyor, bu sınavlarda yaklaşık 200 ayrı test uygulanıyor. Gerçekleştirilen sınavlarda kesinlikle kâr amacı güdülmüyor. ÖSYM sınavları maliyetine yapıyor, kar etmiyor. Sınavların özelliğine göre de bu maliyetlerde çeşitli artışlar oluşuyor. ÖSYM’nin 2018 yılı bütçe rakamlarında KDV dâhil geliri 737 milyon 367 bin 448 lira iken KDV dâhil gideri 739 milyon 32 bin 142 liradır. Yani kurumun kar etmediği ortadadır. Tüm sınavların toplam aday kitlesinin yaklaşık yüzde 50’sini oluşturan YKS ücretlerine 3 yıldır artış yapılmamıştır.[3]

ÖSYM Başkanı Halis Aygün

Bu açıklama adayları tatmin etmeye yetmedi.  Öğrencilerin en çok canını sıkan durumlarında başında tercih ücretleri ve geç başvuru ücreti geliyor. Sonuç açıklandıktan sonra tercih yapmanın sınav ücretine dahil edilmesini bekliyoruz ancak maalesef bu gerçekleşmiyor. Hepimizin bildiği üzere ÖSYM sınavlarında saat 10.00’da bina kapıları kapanır ve geç kalan kimse alınmaz. Sınava giriş hususunda bu kadar katı kararlar olmasına rağmen neden geç başvuru imkânı var? Bunun geç başvuru ücretlerinin normal başvurunun 1.5 katı olmasıyla bir ilgisi olabilir mi? Bazı sınavlar elektronik ortamda yapılma imkanı bulabiliyor ancak bunlara girmek isterseniz normal sınavın 2 katı ücret ödemeyi göze almalısınız.

Bu ülkenin vatandaşları olarak ÖSYM’den beklentimiz bizleri müşteri olarak görmemesi. Zaten yeteri kadar sınav stresi ve gelecek kaygısı ile boğuşan gençler olarak bir de sınav ücretlerinin bize ve ailemize bir yük olarak gözükmesini istemiyoruz. 


Kaynaklar