Siddhartha | Hermann Hesse

İncelemesini okuduktan hemen sonra yazmadığım için ciddi şekilde üzüntü duyduğum kitaplardan birisi Siddhartha. Hem okurken, hem de okuduktan sonra ben de yeni kapılar açmış, hayatı ve insanları sorgulamamda, gözlemlememde bana yeni yeni şeyler katmıştı. Aslında bir aydınlanma hikayesi Siddhartha. Nirvana’ya ulaşabilmek için başlarda her şeyden vazgeçmeye hazır olan ve uzun bir yolculuğa çıkan Siddhartha’nın hayatına konuk oluyoruz. Onunla beraber aç kalıyor, onunla beraber arayışımıza devam ediyor ve onunla beraber balık tutuyoruz ve bilgeliğe ulaşmak için çabalıyoruz.

“ Bilgi bir başkasına aktarabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı , bilgelik mucizeler yaratabilir ama bilgelik anlatılamaz, öğretilemez.”

Kitapta anlatılan Siddhartha yaşantısı, nedendir bilemiyorum ama Mevlana Şems hikayesini anımsattı bana. Belki de bilgeliğe ulaşmak için çabalayan farklı karakterlerdeki bireylerin yöntemleri ve kaderleri bakımından ortaya çıkan benzerlikler bu anımsamanın sebebi olabilir.

Bilgeliğe ulaşmak için her türlü maddiyattan vazgeçen Siddhartha, yolculuğu sırasında Buddha ile karşılaşıyor ve onun öğretilerini kılavuz edinerek yaşamaya başlıyor. Fakat bir yerden sonra farkediyor ki asıl aradığı şey bu değil ve bu şekilde yaşamaya devam etmek; onu arzuladığı şeye ulaştırmayacak. Bu tümevarım neticesinde aldığı kararla kendine yeni bir yol çizen Siddhartha, hayatının belli bir döneminde dünyevi zevklerin peşinden gidiyor ve burada da arzuladığı şeyi bulamıyor ve nihayetinde bir ırmak kıyısında yaşayan kayıkçının yanına yerleşiyor. Vasudeva adındaki bu kayıkçı Siddhartha’ya kılavuzluk ediyor ve belli bir sürenin ardından Siddhartha yaşamı boyunca aradığı bilgeliğe nihayet kavuşuyor.

Kelimeler dokunsun kalbinize.