Kızıl İsyan serisinin ikinci kitabı olan Altın Oğul’da Darrow’un altın ırkı arasındaki yükselişine ve aileler arasındaki siyasi çatışmalara konuk oluyoruz. Enstitü’de elde ettiği başarılardan sonra Augustus ailesi tarafından seçilen Darrow; aile tarafından kendisine verilen görevleri yerine getirmeye çalışmaktadır. Fakat önünde Augustus hanesi ile çekişen Bellona hanesi ve onların oyunları bulunmaktadır. Başarısız olan Darrow, Augustus hanesinden ihraç edilir. Bu ihraç aslında Darrow’un ölüm fermanı demektir. Bunun önüne geçebilmek adına siyasi görüşmelerde bulunan ve bu kararı kendi lehine çevirmek isteyen Darrow, Augustus ile Bellona haneleri arasında büyük bir savaşın çıkmasına neden olur. Bu savaş aynı zamanda tüm dünyaların da katılacağı, Hükümdara karşı bir baş kaldırının temellerini de oluşturmaktadır.
Darrow, Agustus hanesinin ikizleri Çakal ve Kısrak’ın ön planda olduğu bu kitapta Darrow kızıl olduğu gerçeğini Sevro, Ragnar ve Kısrak ile paylaşır fakat Kısrak’tan beklediği desteği göremez. Çakal’ın arka plandaki oyunları neticesinde ise Darrow’un asıl kimliği ortaya çıkar ve Çakal’ın önderliğinde yakalanır. Uzun bir süre kutuda işkence gören Darrow’un, isyan bayrağını yeniden çekmek ve asıl amacına ulaşabilmek adına oradan kurtulması ve dostlarıyla yeniden buluşması gerekmektedir. Bu buluşma ve sonrasında gerçekleşenler ise Kızıl İsyan serisinin son kitabı olan Sabah Güneşi’de anlatılmaktadır.
İlk kitaptan daha çok hoşuma gittiğini söylemeliyim. Yine aynı sürükleyicilikte devam etmesine rağmen, bu kitabın biraz daha kendine has olduğu kanaatindeyim. İlk kitaptaki esinlenmeler oldukça fazlaydı. Elbette bu kitapta da var fakat bu benzerlikler ilk kitaptakiler kadar göze batmıyor. Genelde üç kitaplık serilerin ilk kitapları çok iyi olur, ikinci kitapta ise bir bocalama yaşanır ve bu bocalama serinin son kitabında düzeltilmeye çalışılır. Kızıl İsyan serisinde ise bundan biraz daha farklı bir durumla karşı karşıyayız. İkinci kitap ilk kitaba nazaran bence daha iyiydi.










Cevap Yaz